çalışan kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalışan kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2019 Salı

EV HANIMLARININ DIŞARIDA ÇALIŞANLARA KIYASLA SAHİP OLACAĞI KAZANÇLAR


EV HANIMLARININ DIŞARIDA ÇALIŞANLARA KIYASLA SAHİP OLACAĞI KAZANÇLAR
         ÖNSÖZ: Bu makale, uluslararası sömürgeci firmaların özellikle Müslüman kadınlara reklam yaptığı “Evde yaşamak sıkıcıdır, esarettir, paraya ve özgürlüğe sahip ol;daha mutlu yaşa !” yanlış telkinine karşı gerçekleri sunan bir cevaptır.
        Bir ailede kocanın düzenli ve yeterli maaşı varsa, hanımın evde yaşaması dini,ahlaki,sosyal her açıdan daha iyidir.Bekar,dul olanlar ihtiyaç varsa uygun şartlarla çalışabilir. Aile düzeni ve huzur için kocası razı degilse müslüman kadın dışarıda çalışmamalıdır !


         Dünyada insan haklarını koruyucu görünen kanunlar var olmasına rağmen milyonlarca firma, sadece kadınların değil çok sayıda işçilerin, çocuk işçilerin,mültecilerin, çaresizlikten uygunsuz işleri kabul etmek zorunda kalmış milyonlarca kişinin haklarını ihlal etmektedir. Kadınlar, insan grupları içinde en çok zulme, sömürüye, tacize, kötü kullanılmaya maruz gruptur. Dürüst ve onuruyla adaletli bir ortamda çalışmak neredeyse savaştan zaferle çıkmayı başarabilen gazilik kadar  zordur!
   

         İslam Dini’nde kadınların çalışması yasak değildir; ancak ev hanımlığı yapmasının daha faziletli ve uygun olduğu birçok talimatla bildirilmiştir. Zaten kadının fıtratı evde çalışmaya uygun yaratılmıştır.Kadınların vücudu ağır işler yapmaya uygun olmadığından ve çocukları annenin büyütmesi daha doğru olduğundan bazı devletler, onlara doğum izinleri, 5 yıl erken emeklilik hakkı gibi haklar vermiştir. Bu durum, ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir.Bunlara rağmen kadınlar çeşitli sebeplerle yine yıpranmaktadır...
         Sadece İslam’da değil diğer semavi dinlerde, milletlerde de kadınları korumaya yönelik bir anlayışın, geleneğin olduğu görülür. Batıl adetlerin olduğu kötü ülkeler de vardır. Ayrıntılı malumat isteyen coğrafi olarak onları inceleyebilir.  Şimdi evdeki yaşantıları ve dışarıda çalışanların hayat tarzlarını da göz önüne  alarak  ev hanımlığı yapanların şunları kazandığı görülür:


                1- İslam’da en büyük müjde şudur: “Kocası razı olarak ölen kadın Cennete girer.” (HADİS:Tirmizi,İbn Mace) Tabii burada ‘Kadın, büyük suçlar işler, ibadetlerini yapmaz, sadece kocası razı olursa yine de Cennet’e  girer.’ anlamı çıkarılmamalıdır.Kadın eşine ve ailesine karşı görevlerinin çoğunu yapar, iyi geçimli ve yardımsever olursa zaten o, ahlaken de iyi insandır. Böyle kişiler kurtuluşa erer. Dışarıda çalışan kadın,birçok problemlerle karşılaşacağından genellikle kocalar, memnun olmaz!
2-Çocuklarına tam zaman ayırır. Çocukların anneye bağlılıkları iyi olur.
3-Ev hanımı çocuklarını kendi yetiştirir. Dadı, bakıcı bulma derdi, akrabadan devamlı yardım isteme gibi zorluklardan kurtulur.
4- Anne sütüyle beslenen bebekler daha sağlıklı olur. Bebeğin tam bakımı 30 aydır. Çalışan anneler için bu zor olduğundan 6 aydan sonra mamayla büyüten nice anne vardır.
5-Ev hanımı, çocuklarını kendi inancı ve prensipleri doğrultusunda yetiştirir. Eğitimciler çocuk eğitiminde annenin etkisini % 70 olarak bildirmiştir. Çocuklara birçok dadı baktığında herkes,anne-babanın razı olmayacağı farklı ve uygun olmayan davranış ve fikirleri çocuklara benimsetebilirler.
         6-Çalışan annelerin iş dışında da dertleri olduğundan ve zamanları pek olmadığından genç olan çocukları önemli problemlerde mahalledeki diğer kişiler veya yabancıların rehberliğine müracaat ederler. Bu durum, umulmadık sonuçlar doğurabiliyor.
7- Ev hanımı genellikle evde bulunduğundan anne, evin neşesi ve güneşi olur. Evde kimin bir işi,ihtiyacı olursa anne danışma servisi gibi yardımcı olur. Ev,boş kalmaz!
8- Nadir de olsa evde beklenmedik bir arıza, yangın vb. olsa anne hemen müdahale eder. Kimse yoksa ya ev yanar, ya evi su basar ve benzeri acil durumlar olur...
9-Ev hanımı,ev işlerini zamanında yapar,yapılacak işler aksamaz. Çalışan kadınlar, bazı işleri akşam yorgun değilse yapabilir yoksa hafta sonuna kalır.
10-Sağlık en önemli konu olduğundan, dışarıda çalışan kadınların sağlığı ev hanımlarına kıyasla daha çok yıpranır,bozulur. Ulaşım derdi, birçok şeye bulaşma, temas yüzünden hastalıklar daha fazla olur.
         11-Ev hanımı, dışarıda çalışanlara kıyasla daha az insanla görüşeceğinden tartışma, kavga gibi dertleri daha az yaşar; belki komşusuyla yaşar. Diğer yanda avukatlık, doktorluk, garsonluk, kasiyerlik,polislik gibi meslekler her zaman tartışma,kavgaya açıktır.
12- Kadınlar duygusal ve çabuk sinirlenen bir mizaca sahip olduğundan ve dış dünyadaki sorunların çokluğu yüzünden sinir sistemleri daha çabuk yıpranır,stres,depresyon,kriz gibi hastalıklara daha çok yakalanır. Ev hanımlarında bunlar daha az görülür.
13- İş dünyasında işler hiç bitmediğinden ve yorucu olduğundan ev hanımları, çalışan kadınlar gibi namazlarını o sebeplerden ihmal etmez,binlerce günaha girmemiş olur. Müslümanlar için Kıyamette imandan sonra ilk sorgu namazlardan olacaktır.
14- Ev hanımları, halk ve yabancılar için değil sadece ailesi için süslenir, böylece günahtan kurtulur.Süslenme ve güzel koku sürünme hakkında uyarıcı hadisler vardır.
15-Ev hanımı, kocasına yeterli zaman ayırır,frijid olmaları nadirdir. Bazı tıp kurumlarının bildirdiğine göre kadınların  %33’ü hayatın ya bir döneminde ya da tamamen frijiddirler yani cinsel soğukturlar. Aşırı yorgunluk, stres, hormonal değişiklikler, kötü fikir aşılayan iş arkadaşları çalışan kadınların frijid olmasını artırmaktadır.
         16-Dışarıda çalışanlar, nazara daha çok maruz kalırlar. Süslenip makyaj yapıyorlarsa ve bir de güzelse nazar bombardımanından hiç kurtulamazlar. Nazardan ölen nice insan vardır.
17-Sihir de bir gerçektir. Dışarıda güzel ve uygun bir kadına kafayı takanlar, kadın ister bekar olsun, ister evli olsun elde etmek için sihir yaparlar. Sihir, helak edici 7 büyük günahtan biridir.Dünyanın en etkili sihirbazı birisine büyü yapsa, Allah dilerse tutar, dilemezse tutmaz! Kaderde bunun bir sırrı var. Ev hanımları, böyle tehlikelere daha az maruzdur.
18-Kadınlar çok çirkin olmadığı sürece dış dünyada her zaman taciz gibi belalara maruzdur. Kadının ahlakı,davranışları,süslenme oranı, konuşma tarzları tacizleri azaltır veya artırır. Maalesef hukuki düzen de taciz ve tecavüzcülere caydırıcı cezayı vermemektedir.
19-Dışarıda çalışan kadınlar, eve gelmeye geciktiği zaman,hiç gelmediğinde, iş yerinde bir problem yaşadığında, sorunlu bir görev verildiğinde,gıybet ve iftira gibi belalarda kocası da her zaman endişelidir. Karısı çalışan kocalar, kendi dertlerine ilave olarak karısının iş hayatındaki dertlerini de çekerler! Halbuki  ev hanımları böyle problemlerden uzaktırlar. Ev hanımlarında görülen ana problem kendi karakterleri ve aileye karşı görevlerininin ne kadarını  yapıp yapmadığı olur. Bir de kadın, komşulara çok gidip geliyorsa er ya da geç problemler çıkar; ölçülü ziyaret ve sohbetler olmalı, dedikodu, koğuculuk ve iftiradan uzak durmalılar! 
20- Dışarıda çalışan kadınların süslenme, modaya uygun giyinme, kredili alışverişlere düşkünlüğü, fazla gezintiler, arkadaş partileri, ulaşım giderleri gibi masraflar yüzünden kazançlarının bereketi olmaz; böyle israfları yapmayan ev hanımlarının evinde bereket olur.

         Bütün bu yaygın gerçekleri anlattıktan sonra her zaman istisnai durumları gösteren insanlar çıkabilir; çünkü insanoğlu önce kendi yaşadıklarına, çevresindeki olaylara inanır ve değer verir. Mesela bir ailede, dışarıda çalışan huzurlu ve onurlu bir kadın ve mutlu bir ailesi olabilir. Diğer yanda ev hanımı olduğu halde ruh hastası, çok geçimsiz, yarı deli bir annenin bulunduğu aileler de bulunur.  Bu konudaki vecizem şudur: “Her yerde her zaman her şey olabilir!” Olaylar, belli dallara ayrıldığında ve yaklaşık sayıları tespit edildiğinde yaygın gerçekler ortaya çıkar! Dikkatli ve erdemli insanlar, bunlara göre hayatını düzenlemeli ve tedbir almalıdır.
         Son olarak nasıl ki hayatın bir amacı varsa, hayat boyu sahip olunan bütün varlıklar, aile, arkadaşlar, yaşanan olaylar, gizemli şeyler, kısaca her şey, insanın bu Kainattaki yaşamında imtihanın hikmetli ve anlamlı parçalarıdır. Sağlıklı, huzurlu ve iyi bir hayat yaşamanız dileğiyle selamlar. 30.04.2019   Memduh ÖZCAN, Tercüman, Araştırmacı Yazar
E-posta: mimoza33m@gmail.com    
    


10 Aralık 2018 Pazartesi

KADINLAR, DIŞ DÜNYADA GÜNAHA DALDIKÇA, GÜYA ÖZGÜRLEŞTİKÇE SÖMÜRÜ SİSTEMİNİN KÖLELERİ OLUYOR...


05.12.2018

KADINLAR, DIŞ DÜNYADA GÜNAHA DALDIKÇA, GÜYA ÖZGÜRLEŞTİKÇE SÖMÜRÜ SİSTEMİNİN KÖLELERİ OLUYOR (BEYİN YIKAMA, ZİHİN KONTROLÜ)

           Kadınlar, ister Müslüman olsun ister diğer dinlerden olsun çalışmak gerekmediği halde anneliği ve ev hanımlığını bırakıp dış dünyada gezmeye ve eğlenmeye alışınca insan kullanıcı ve yıpratıcı kötü firmalar ona önce büyülü bir dünya gösterip sonra helake götürüyorlar!...
            İnsandaki kötülüğü emreden Nefsi Emmare ve lanetlenmiş Şeytan, insanlığa faydalı ilahi hükümleri kötü göstermeye, haram olan çirkin işleri de güzel göstermeye başlıyor…Bu konuda Kuran’da ayet vardır: “Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.” (Ankebut Süresi, 38.Ayet)

 Resim 1: 

           Müzik, sinema gibi sektörlerdeki hayat ne kadar eğlenceli ve zevkli görünse de insanı yıprattığını ve yapay mutluluk olduğunu itiraf edenlerden biri de Türk şarkıcı Yeşim Erçetin’dir. O, 17 Kasım 2018’de Hürriyet Kelebek Gazetesi’nde yayınlanan demecinde şöyle açıklamıştır: “Evden çıkmıyorum. Sahte bir dünyanın içinde olmak istemiyorum” Aynı zamanda başka bir özeleştiri yapmak gerekir ki seyirciler vadisinden geçerken masum yılanları kışkırtmak ta büyük bir günahtı...Afrika’da en az 100 aç, susuz veya hastaya yardım etmek, umulur ki bu günaha keffaret olabilir.
            Kötülüğün ve günahların yaygın olduğu toplumlarda bakış açıları ve fikirler şöyle şeytanileşiyor:
            Kadınların en yaygın nefsi tutkusunu ilk örnek olarak verelim. Dindar bir Müslüman kadın veya Müslüman olmayan edepli başka  dinden bir ev hanımı, önceleri sadece kocasına süslenip onunla ilgilenirken, dışarıda çalışmaya başlayınca ayda 22 gün, 26 gün halk için süslenmeye ve onlara kendini beğendirmeye, güzel göstermeye çalışıyor. Hatta bir süre sonra zengin ve yakışıklı iş adamlarıyla görüşe görüşe, konuşa konuşa kocası ilgisini çekmez oluyor; onu umursamıyor, onunla ilgilenmiyor. Kocası kendisinden memnun olmayan bir kadının hadisi şeriflerde açıklandığı üzere Mahşerde kurtuluşu çok zor! Hatta işin başka bir kötü tarafı bu ilahi uyarıları duyan evli kadınlar, “O zaman en iyisi bekar olmak, boşanmak..” diye düşünmeye başlıyor. Çünkü istediği yere izinsiz gidebilecek, istediği elbiseyi giyecek, istediği zaman gece geç saatlere kadar dışarıda dolaşabilecek… Bu uyuşturucu ve acımasız dünyayı güzel zannediyor.
            Kocasıyla birlikte kayınvalidesi ve kayınpederine yemek hazırlayan kadın köle, Patronu istediği için elin adamlarına yemek hazırlayan kadın özgür.
            Evde oturup çocuğunu büyüten kadın köle, Kreşte çalışıp çalışan kadınların çocuklarına bakan kadın özgür. 
            Haramdır diye saçını yabancıya göstermeyen kadın gelenekçi, kuaföre saçlarını teslim edip sonra da "Bu saç stili size çok yakıştı, herkes size bayılacak!" gazıyla kendini sokağa atan ve güzelliğini herkese sergileyen kadın özgür ve mutlu.
            Evde kocasının lafına katlanan kadın köle, işyerindeki erkek mesai arkadaşlarının laf atmalarına gülüp geçen kadın, ayakta kalmaya çalışan güçlü.
            Evde eşi ve çocuklarına kahvaltı hazırlayan kadın köle, işyerinde onlarca erkeğe kahvaltı hazırlayan kadın özgür (Mesela kafelerde, lokantalarda garsonluk yapanlar.)
            Eşinden biraz eleştiriye maruz kaldığında, azarlandığında buna tahammül edemeyip yakınlarına şikayet eden, gıybet eden kadın, patronlar haksızlık yaptığında karşı gelebiliyor mu? Çoğunluk önemli zulümlere bile gıkını çıkaramıyor maalesef.
            Kocasına çoğu zaman itaatsiz ve nankör olan kadınların yaptığı en büyük kötülük, kendisi örnek olarak çocukların da babaya karşı soğuk, itaatsiz  ve nankör olmasına sebep olmasıdır. Bunun tersi de olabilir; yani masum çocukları iyi ve çalışkan anneye karşı muhalif yapan baba da olabilir. Çocuklar doğruyu-yanlışı tam ayırt edemediklerinden kendilerine daha çok para, hediyeler veren, daha çok ilgi gösteren (doğal mı yapay mı Allah bilir), yanlış isteklerini çoğu zaman yerine getiren anne/babanın tarafını tutarlar. Çalışan kadınların ailelerinde gruplaşma daha fazla olmaktadır; Benim param-senin paran, benim arabam-senin araban, ben ev işinin % 70’ ini yaptım-sen % 30’unu yaptın...gibi bitmeyen tartışmalar devam eder... Sosyal statüleri aynı olanların birbirini itmesi, tıpkı aynı kutupların birbirini itmesi gerçeği yaşanmaktadır. İkisi de evin birinci yöneticisi olmak istiyor; bu konuda uyarıcı atasözü şudur: “İki kaptan bir gemiyi batırır!”
Evde misafire bir bardak çay vermeye üşenen kızın, hostes olabilmek için çalmadığı kapı yok. Sebep? Evde 2 kişiye çay vermek hizmetçilik, dışarıda 200 kişiye çay vermek çağdaş hayatın bir gereği…
            Haram olduğu için yabancı bir erkekle tokalaşmayan, eğlence partisi yapmayan kadın gelenekçi veya bağnaz; haram helal demeden erkeklerle tokalaşan, gülüşen, yanaktan öpüşen kadınlar sempatik, çağdaş algılanır oldu…Çünkü reklamlar ve filmler devamlı beyin yıkıyor. İlluminati taktiği.
            Allah'ın rızasını elde etmek için nefis ve şeytanın isteklerine boyun eğmeyip "Biz Rabbimizin bize çizdiği sınırlara razıyız, yeter ki O bizden razı olsun" diyen kadını köle olarak görüp, "İslâm kadını köleleştiriyor" demek suretiyle Şeytanın avukatlığını ve maskaralığını yapan münafık veya kâfir zihniyetler türedi.
            Allah'ın emriyle İsa aleyhisselama hamile kaldığında "Keşke ölseydim de bu imtihanı görmeseydim" diyen Hz. Meryem’e hayret eden, "Sevişirim, cenabet gezerim, hamile kalırım, doğurmam" diyerek kendini özgür zanneden sapık bir toplum çoğalıyor Dünyada.
            "Cenazemi gece defnedin, erkekler görmesin" diyen Hz. Fatıma’ya tuhaf bakan fakat karnı burnunda bikini ile plajda oturan ,gezen kadınları çağdaş insan olarak gören yeni bir nesil türedi…
            Evde temizlik işi yapmayı gururuna yediremeyen, düşük sınıfın işiymiş gibi gören ve ‘ben de zenginlerin karısı gibi olup bir gün hizmetçi tutacağım’ hayaliyle yaşayanlar, sömürgeci firmaların davetlerinde ise ikna edilen mini etek, dekolte elbiselerle şirket menfaati gereği ünlü iş adamlarına kadehlerle, yapay gülücüklerle  ikramda bulunarak hizmet ederler; ancak bundan utanmazlar…
            Yanlış anlamanın yaygın olduğu bir Dünyada ilan ediyoruz ki İslâm, kadına çalışma yasağı koyan bir din değildir. Uygun ortamlarda çalışabilir; bekar yaşayan, dul veya boşanmış kadınlar,  düzenli maaşları yoksa hayatını  sürdürmek için çalışmaya ihtiyaç duyarlar. Ancak  dürüst ve adaletli adamların bile zor iş bulduğu bir dünyada bu durum, kadınlar için daha zor hale gelmiştir. Yani kötü firmalar, kötü emelleri için câzip her kadını kullanmak istemektedirler.
            İslâm'a göre "mal ayrımı" sistemi esastır ve Kur'ân-ı Kerîm "Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır” buyurarak (Nisa 32) kadınların çalışabileceğine işaret eder. Gerek bu âyet, gerek Hz.Peygamber döneminde Zeyneb binti Cahş Hanım ve başka kadınların ticaretle meşgul oluşları ve gerekse fıkıh kitaplarında yer alan şer'î hükümler kadının çalışmasının meşruiyetini ortaya koymaktadır. Önemli olan kadının çalışıp çalışmaması değil, çalışırken günaha girmemesi, bir haram işlememesidir. Tabii kadına haram olan bazı işler,erkeğe de haramdır. Onlar için de çalışırken harama bulaşmamak asıldır. Firmaların, fabrikaların sahtekarlık ve yolsuzluklarına karşı erkek-kadın herkes aynı tehlikeye maruzdur. Fark, cinsel bazı tutum ve davranışlardadır; çıkarcı bir kadın makyajla güzelliğiyle cilve yaparak işini yaptırmaya çalışırken erkek bu metodu değil de başka bir metodu kullanır, mesela rüşvet verir… Herkes şeytani bir yola sapabilir.
            Başka bir örnekle anlatacak olursak haram olan kadının denize girmesi değildir, örtünme emrini ihlal ederek girmesidir. Bazan ilahi emirler, alışılan hayat tarzına ters gelebilir. Çünkü insanlık nasıl alışmışsa öyle inanmaya başlıyor. Örtünme durumu, Yahudilikte de, Hıristiyanlıkta da, İslam’ da da vardır. Mesela fotoğraf ve sinemanın icadından önce görsel kanıt ta yoktur; yani tarihi kaynaklarda kumsallarda binlerce kişinin iç çamaşırı, diğer deyişle mayolarla denizlere girdiğine dair rivayetlere rastlanmamaktadır. Bu sanki 20.yüzyıldan itibaren türemiş bir gelenektir. Küçük bir grup olarak ormanda bir gölde, denizde yüzmüş olabilirler; bunlar imkansız değil.
            Kadının süslenmesi değildir haram olan; yabancı erkeklere karşı süslenmesi, yarı çıplak gezmesi, onların yanında güzel kokuyla  etkilemesidir haram olan… Yüce Yaratıcı, bitkilere, hayvanlara, doğadaki binlerce varlığa bakmayı yasaklamamış ta yabancı kadın ve erkeğe şehvetle bakmayı yasaklamışsa bunun da bir hikmeti var. Hayatta herkes, ister istemez bazı müstehcen sahnelere maruz kalabiliyor.
            Bugün Dünyada kadınları sinemada, müzik sektöründe, reklamlarda, moda dünyasında cinsel yönden kötüye kullanıp sergileyen başta İlluminati ,Masonluk, Uluslar arası sömürgeci şirketler gibi global örgütlerdir.
            Hiç kimse evde hem çalışıp hem de Allah'a saygıyla ibadet etmeye çalışan kadını mahkum, Allah'a isyan edip dış dünyada kötülere hizmet eden kadını hür diye propaganda yapmaya kalkmasın; bu da şeytâni bir taktiktir.
            Basında yayınlanan hayat hikayelerinin birinde, Türk Sinemasında en çok evlenip boşanan, sevgiliden ayrılan kadınlardan biri olan Ahu Tuğba’ya evli iken ve filmler çevirdikleri sırada iki münafık film yönetmeni, “Kocandan ayrıl, boşan!” diye talimat vermişler. Çünkü adamlar müstehcen film çekiyorlar; Müslüman olsun kâfir olsun, hangi evli adam karısının sevişme sahneleri olan filmlerde oynamasını ister ki? İsteyen sapıktır, alçaktır!
            Son olarak bir soru soralım: Size “Kadın mı değerlidir, para mı?” diye sorulsa, vicdanlı çoğu kimse “Elbette kadın!” diyecektir. Öyleyse paralar hep kasalarda, çantalarda saklanıyor, ortalara bırakılmıyor, özen gösteriliyor da kadınlar niçin örtülü olup daha çok evde bulunmasın! Başka bir örnek: inci, Dünyadaki en değerli ve gözde varlıklardandır, nadir bulunur, denizde midye içinde, karada özel muhafazalı yerlerde saklanır; işte kadın da inci gibidir, korunmalıdır. Kadın, soyulup defilelerde sergilenmez! Anlamayana son söz: “Acı gerçekleri yaşadıkça anlarsınız!” Selam ve doğru yoldan ayrılmamanız dileğiyle.

Mimoza Evrensel Keşifler Grubu; 05.12.2018

DİPNOT ve EKLİ RESİMLER: 1- ABD eski başkanı Barack Obama’nın karısı Michelle’in erkek olduğunu biliyor muydunuz? Alın size kanıt; ekteki fotoğrafa dikkatli bakın. Hatta Barack Obama, ordu mensuplarına yaptığı bir konuşmada boşta bulunarak “Bizim Maykıl (Michael: erkek ismi)” diye bahsetmiştir. Ne kötü bir dünya, değil mi! 
Yayın Tarihi: 31.10.2014
2-Avustralyalı tütün kralı Travers Beyron, karısı Taesha ve sevgilisini tasma takıp dolaştırdığı fotoğrafı internette yayınlamış. (Sözcü Gazetesi, 20.05.2015)
3-Tek adamla yetinmeyip durmadan sevgili değiştiren Türk film oyuncusu Pınar Altuğ’un sevgilileri. (29.05.2018)

4-ABD Başkanı Donald Trump’ın evliyken ilişkiye girdiği sevgilisi Stormy Daniels’e susması karşılığında 130 bin dolar verilmiş. Kadın, “Tam ifşaat” adlı kitabında gizli gerçekleri açıklamış. (Sözcü Gazetesi, 20.09.2018)
5-Türk şarkıcı Yeşim Erçetin’in 2013’te yayınlanmış “Boy Farkı” adlı video klibindeki anormal sahnelerden biri.

Yayın Tarihi: 06.12.2013



   Resim 2-

  Resim 3:
 
 Resim 4:
 
Resim 5:


             
          SORU: Dünyada yankı uyandıran bu olaylara bakarak bir kimse, “Kim daha suçlu?” diye sorabilir.
       CEVAP: İnsanlar zengin ve ünlü oldukça sapıtıyorlar ve onlara genellikle hukuk işlemiyor! Onlara er ya da geç İlahi Adalet ceza veriyor!

1 Nisan 2018 Pazar

TÜM RESMİ VE ÖZEL KURUMLARIN DİKKATİNE!


KONU: Müslüman Türk Ailelerinin Bozulup Dağılmaması İçin Kurumların, Evli Kadınları Kocasının Rızasını ve Onayını Alarak Çalıştırması.
         ÖNSÖZ: Gezmeye Ve Eğlenmeye Alışmış Kadınlar, İyi Bir Anne Ve İyi Bir Eş Olamıyor; Onların Çoğunluğunu da Çalışan Kadınlar Oluşturuyor.



İlk önce şu müjdeyi vermek gerekir: İslam’da kocasıyla iyi geçinen, iyiliksever, meşru işlerde kocasına itaatkar olan ve kocası kendisinden razı olarak ölen kadınlar, cennetle müjdelenmiştir! Böyle kadınları tebrik ediyoruz! Bunların sayısı çok azdır.
         Madem Türkiye’nin % 94’ü Müslüman (PEW Researh Center, 2009) ise kurumlar da Allah’ın ve Hz.Muhammed (a.s.)’ın uyarılarına önem vermelidir! “Uyulmazsa ne olur?” diye düşünenler, bir çok Müslüman ülkenin işgal savaşlarıyla ve iç çatışmalarla çökertildiğini, biraz gelişmiş ve rahat olanların da şeytani İlluminati Örgütü, Masonlar, emperyalist uluslar arası şirketler tarafından gizli ve çeşitli taktiklerle dejenere edildiğinden ibret alsınlar ! Kıyamet alâmetleri her yerde!..

Çalışan Kadınlara gelince;
Dindar Müslüman erkekler genellikle çalışan kadın istemez; Çünkü kadınlar yıpranıyor, yoruluyor, sağlığını kaybediyor, tacize uğruyor, ailesiyle ilgilenmiyor. Müslüman kadın, inancı ve iradesi güçlüyse, aileye değer veriyorsa  haftada en az üç gün, en az  üç saat kocasıyla, ailesiyle ilgilenmeli, sohbet etmeli,yardım etmeli! Çalışan kadın, sadece iş yeri ile uyku odası arasında mekik dokuyorsa o robotlaşmış köle demektir.
Hz.Muhammed (a.s.)’in Şu Hadisindeki 4 Görevi Kaç Kadın Başarabiliyor?
 "Bir kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur, bir de kocasına itaat ederse,ona 'Haydi,Cennetin hangi kapısından istersen gir' denilir." (Ahmed b.Hanbel,Müsned I, 191)
Meşhur Evlilik Yemini: “İyi ve kötü günde, sağlıkta-hastalıkta, zenginlikte-fakirlikte birlikte olmaya, dürüst olmaya, elimden gelen iyiliği yapacağıma, (Kadınlar için ‘Kocama İtaat Etmeye’) ,söz veriyorum.”
Dünyadan 600 kişi ve kurumla haberleşme sonucu ile zenginlik içinde ve şöhretle yaşadığı halde devamlı boşanan, aileleri  dağılan ünlülerin hayat hikayelerinden alınan ibret şudur: “Gezmeye ve eğlenmeye alışmış kadınlar, iyi bir anne de, iyi bir eş de olamıyor! ” İstisnalar olabilir! Bazı edebiyatçılar, dünyayı büyüleyici bir cadıya benzetmişlerdir. Hz.Muhammed’in açıkladığı “Bütün günahların başı dünya sevgisidir.” acı gerçeği ile nankörlük maalesef çoğu kadını ele geçirip Cehenneme götürmektedir. Çok az evli adam, karısından memnundur. Aile meselesi diye çoğu kişi problemlerinden bahsetmemektedir.  

İslam düşmanı ülkeler ve uluslar arası emperyalist şirketler, moda, sinema, müzik, kozmetik sektörü,diziler vb. her türlü metotla ve eğlence araçlarıyla Müslüman aile yapısını bozdular… Müslümanların çoğu münafıklaştı. Yaşadığımız şehirde bizim tanıdığımız aileler içinde 20 aile son yıllarda dağılmış,boşanmıştır! Bu da büyük günahların,vefasızlığın,sabırsızlığın, nankörlüğün yaygınlığına işaret.Bu,dünyada acil müdahale isteyen ve kurtarılması gereken sosyal bir hastalıktır!

İnsanların ilk kullanması gereken manevi ilaçlar “kötü huylardan, haram işlerden kurtulmak”, “Günlük namaz ve duaları yerine getirmek”  ve “Güzel ahlaklı, iyiliksever insan olmak” tır. Bir insan, insanlara ve canlılara iyilik yapmaya ve kurtarmaya gayret ederse Allah c.c. da onu korur! Selamlarımızla. 30.03.2018
Mimoza Evrensel Keşifler Grubu, P.K. 268, Vatan Caddesi, 42001 Konya, TÜRKİYE